Derûni Âhenk

0
  • 27 Mart 2016 Pazar
  • Etiketler: , , , ,



  • Yahya Kemal

    DERÛNİ  ÂHENK

    Nedim’in, dillerde gezer, mâruf bir mısraı vardır; bu mısrâda Nedim, bir anda duyduğu şedîd  bir şevki ifâde etmiştir. Mısrâ budur:
    Dökülen mey kırılan şîse-i rindân olsun
    Bu mısrâda altı kelime vardır. Bu altı kelimeyi şâir derûnî âhenk kudretiyle muayyen bir istifle tecelli ettirmiştir. Bu kelimelerin hiçbiri yerinden oynayamaz. Bu kelimelerin hiçbiri fazla veyahut eksik değildir. Altısı birden bir mûsıkî cümlesi teşkil etmektedirler. Baştaki dökülen bin türlü mânâda kullandığımız dökülen değildir. Nedîm’in tam o şevk ânını ifâde ettiği bir tınnettedir. Mısraın sonundaki olsun’a kadar her kelime böyledir. Yâni her bir münhasıran o mısraın mûsıkîsini ifâde eden ayardadırlar. Şimdi bu mısraı bozalım. Eski sarf muallimlerinin okudukları ve okuttukları gibi okuyalım; yâni veznin âhengine irca edelim:
    Dökülen mey – kırılan şî – şe – i  rindâ – a  olsun
    diyelim. Bu okuyuşta mısraın asıl mâhiyeti olan derûnî  âhenk  kaybolmuştur. Demek mısrâ da ortada yoktur.
    Bu mısraı ikinci bir türlü bozalım.
    “Varsın, dökülen şarap olsun, kırılan da şarap şişesi olsun.” diyelim. Bu cümlede Nedîm’in mısraının tam bir mânâsı vardır. Lâkin şiir tamâmiyle kaybolmuştur. Artık tamâmiyle anlıyoruz  ki: Şâirin bir mısraa verdiği istif ve derûnî âhenk zâil olunca şiir zâil oldu demektir. ”  S 4
    Yahya Kemal, (Şiir Okumaya Dair)  Edebiyata Dair içinde.

    Sözcüklerin anlamları:
    âhenk- uyum, muayyen- belli, istif-düzene koyma, tınnet-tınlama, mısraı-dize, münhasıran- yalnız, ircâ- döndürme, indirgeme, mahiyet- nitelik, öz, derunî-içten, nevi-çeşit, maruf-tanınmış, şedid-sert, çetin, sıkı,  izâh- açıklama.



    0 yorum:

    Yorum Gönder

     
    Copyright 2010 BAKMAK