Söyleşi

0
  • 29 Aralık 2013 Pazar
  • Etiketler: , ,
  • Söyleşi
     - (…) Bu açıdan Yaz Dönemi ile 
    ulaştığınız aşama amaç sayılabilir mi?


    Behçet Necatigil- Şiiri şiir yapan öğelerin başında kelimeyi kollayış geliyor, cümleyi değil. Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir. Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslûbuyla yazınız, fark etmez. Şiir bir iç dünya işi. İnsanın bir yerde artık kendi duvarları içine hapsolması beklenir.



    - Ölçü ve uyak, şiirinizde hep önemli bir öğe olagelmiştir. Birçoklarının “sınırlanma” sakıncasına karşı ne düşünüyorsunuz?

    - Ölçü ve uyak, şiiri dağınıklıktan kurtaran, bir düzene, disipline sokan olanaklar arasındadır. Bu şekilde bir sınırlama, şiiri plastik bir görünüşe de götürebilir. Bizden, Batı’dan bildiğim güzel, yüce şiirler ölçüyü, uyağı boşlamamış şiirlerdir. Bağnazlık, saplantı derecesinde olmamak şartıyla ölçü, uyak yararlıdır diyorum.

    - Olayları düpedüz konu edinen şiir mi, yoksa insanda-varsa- değişmez olanı yakalayan şiir mi daha kalıcı olur?

    - Bence ikincisi. Olayları düpedüz konu edinen şiir zamana bağlıdır, bağımsız değildir. O günler geçince, o şartlar değişince tarihsel bir sınırlanış içinde kalır. Asıl insan dönemlerin, çağların üzerinde, değişmeyen, geçmiş soyların ruh ve beden yapısını sürdüren insandır. Şiir, görünenin, yaşananın derinlerindeki birleşmeleri, ortaklıkları gösterebildiği oranda sınırlarını genişletiyor. Böyle olunca, olaylar çağdan çağa değişip yenileşirken, öz şiirin tekrarladığı temalar beşi-onu geçmiyor. Ama yine de sonuç neye varıyor bilir misiniz: İyi yazılmış olan kalıyor.”

    Behçet Necatigil

    (Söyleşi, Yelken, Ekim 1963) 

    Şiir ve nesnel gerçeklik

    0
  • 10 Aralık 2013 Salı
  • Etiketler: , ,


  •  --- Şiirinizin yaşantınızdan kaynaklandığını söylüyorsunuz. Nesnel gerçekle şiirin gerçeği diye de bir şey var. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz.

    Metin Altıok: Şiir nesnel gerçekliği bozar, değiştirir. Hatta ona ters düşer. Bu doğal bir şeydir. Çünkü şiir bir anlamda nesnel gerçeklikle boy ölçüşen bir sanat dalıdır. Bu, şairin bir başka gerçekliğin eşiğinde olduğunu gösterir. Şairin evreni dildir. Şair dünyaya sözcüklerle bakar ve yeni bir dünya oluşturur.

    İşte bu yeni dünyadaki gerçeklik, nesnel gerçekliğin dışında, onunla gerçek olmak bakımından yarışan bir dil olmak gerçekliğidir. Bu bakımdan, şairin
    nesnel gerçekliği bozması, şiirin doğası gereğidir. Ne var ki şair bu bozuşun
    hesabını okura vermek zorundadır. Bu hesap ise bozulanın yerine konan şeyle
    verilir. Eğer şair bu hesabı veremezse ortaya şiir yerine saçmalık çıkar.
    Okur bir şiirde nesnel gerçekliğin dışında bir olguyla karşılaştığı zaman
    'olmaz böyle şey' diyememelidir.

    --- İnandırmak zorundadır okuru, öyle değil mi?

    Metin Altıok: Eğer şiir, okuru bir mantık çatışmasına düşürüyorsa suç şiirin ve şairindir. Çünkü bu durumda şair, sadece nesnel gerçekliği bozmakla kalmamış, onun yerine şiirsel bir gerçeklik getirmemiştir.
    (...)



    Röportajı yapan: Enver Ercan.  
     
    Copyright 2010 BAKMAK