Kayıtlar

Hasan Varol ile Söyleşi Fatma ARAS

Resim
HASAN VAROL  DİRENCİN SAVAŞÇISI          FATMA ARAS

Hasan Varol’un adını şiir dünyasından duymuş, şiirlerini daha önce okumuştum. İlk yüzyüze gelişimiz Şair Veysel Çolak’ın yönettiği Karşıyaka Şiir Atölyesi'nde bir etkinlik sırasında oldu. Kısa bir sohbetten sonra neden şiir üzerine bir sohbetimiz olmasın diye düşündüm ve günlerdir önümde Hasan Varol’a ait beş kitap duruyor; şiirlerini sırasıyla veya seçerek tekrar tekrar okuyorum. Bir bakıma o şiirlerde kendime yakın olan yerleri, toprak özlemini, bendeki göç acısını, kısacası öfkemi arıyorum. Kirlenen dünyanın düzenine karşı duruşunu kendi deyimiyle “şiirin uykusunu kendi uykusuzluğunu” yüreğinde damıttığı şiirini tek tek kitapları bazında değil ama genel anlamda, sevgili Hasan Varol’la konuştuk.

F.A.Önce kendinizden ve yazım hayatına ne zaman başladığınızdan söz edebilir misiniz?

H.V.Manavgat’ın Ahmetler köyünde doğmuşum 1952 yılında, Mayıs ayı olmalı annemin dediğine göre. İlkokulu köyümde okudum. Çobanlığa başlamışken, okumak iç…

Malte Laurids Brigge’nin Notları

Resim
“…Bir mısra yazabilmek için insan, birçok şehirler görmeli, insanları nesneleri görmeli, hayvanları tanımalı, kuşların nasıl uçtuğunu hissetmeli, küçük çiçeklerin sabahları açarken nasıl titreştiğini bilmeli. İnsan bilinmeyen yerlerdeki yolları, beklenmedik tesadüfleri ve uzun zamandır yaklaşmakta olduğunu sezdiği ayrılıkları düşünebilmeli, hâlâ anlaşılmamış çocukluk günlerini; sevindirici bir şey söyledikleri vakit (fakat bir başkası için büyük bir sevinç bu) anlamayıp kırdığımız ana babaları; o kadar çok, derin ve ağır değişmelerle garip tuhaf başlayan  çocukluk hastalıklarını, sessiz ve kapanık odalarda geçen günleri; deniz kıyılarındaki sabahları; denizi; denizleri, yukarlarda çağlayan, yıldızlarla uçuşan yolculuk gecelerini düşünebilmeli; - bütün bunları düşünebilmek de yetmez. Anılar  da olmalı; birbirine benzemeyen birçok sevda gecelerinden, doğuran kadınların çığlıklarından, içlerine kapanık hafif beyaz uyuyan lohusalardan gelme anılarımız da olmalı. Hem sonra ölenlerin yanınd…

Derûni Âhenk

Resim

İncir Kuşu-Toplu Şiirler Üzerine

Resim
İNCİR KUŞU -  TOPLU ŞİİRLER ÜSTÜNE *           
Halim YAZICI
        Türkülerle kol kola yürümek isterseniz Torosların koynunda, ardıç ağaçlarının ve sıla seslerinin cıvıltısına, insan kalbinizin cıvıltısını da eklemek arzusundaysanız eğer, şöyle bir nefesinizi tutup;
“Ay geceleri, ay geceleri / Kış ay geceleri / Yıldız doğmaz dağlara / Ay geceleri / Kozaların ak bulut yarıldığı gece /Armutların ak çiçek açıldığı gece / Karların ışıl ışıl yandığı gece / Vurgunum ay geceleri / Durgunum akacağım / Bendimi yıkacağım / Dağbaşı ay geceleri / Elde filinta dağlarda / Fabrikalarda geceleri.”
        Geceleri ve dağları birbirine eklersiniz Hasan Varol’un şiirlerinde ve de köylü kalbinin toprak kokan dağ  nefesini dizelerin nefesinizde.         O torbasında imgeler taşır. Serik şehrinden turnalarla uçar, uçar türkülerine konar özgürlüğün kalesine. Kalbi paramparça olur, en yılgın anında “Vücudum kalk / daha bir atıl hayata / Yaralarım ey’olur / İnancım yaşadıkça” diyendir.         Kırlangıçların kan…

Dağın Denizin ve güneşin Şairi Hasan Varol

Resim
DAĞIN, DENİZİN VE GÜNEŞİN ŞAİRİ  HASAN  VAROL            

“Aynı yağmur altında ıslanacak Çiçeği açmış birini Arıyorum.
Kuğu beyazı düş gibi kızlar geçiyor…
Ozan, kendini Karacaoğlan mı sandın!”
     “Tek Başına Ağaç” şiirinde böyle diyor Hasan Varol. Şiire ilk başta oldukça sade ve sıradan bir söylemle başlıyor, bir arkadaşına usulca sır verircesine. Acelesi, telâşı, bağırtısı, gürültüsü yok. Ne istediğini biliyor, nasıl söyleyeceğini de. “Aynı yağmur altında ıslanacak, çiçeği açmış birini arıyormuş”…Bu kadar öz iletiyor diyeceğini. Eğmesi, bükmesi bölmesi yok. Pırıl pırıl denize girerken; onun sığ olduğunu düşündüğünüz ve bir anda derinleşmesiyle şaşırdığınız gibi, şaşırtıyor okuyucuyu. Çünkü o yalınlığın ve sade söylemin gerisinde çok katmanlı anlamlar sunuyor. Kısa, işlenmiş, bileylenerek biçimlenmiş şiirler bunlar.      Yıllar önce ilk şiir kitabı olan “Ardıç Türküleri”ni okuduğum zaman da sevmiştim. Akdeniz kokuyordu, güneş ve Toros Dağları kokuyordu. Beyaz, köpüklü dalgaların sahile vu…

Çocukluğun ve Doğanın Şairi: Hasan Varol

Resim
ÇOCUKLUĞUN VE DOĞANIN ŞAİRİ: HASAN VAROL                                    
Şair Hasan Varol benim “kanat alıştırma” arkadaşım. Yusufçuk Dergisinin 1978-79 yıllarındaki sayılarından birinde birkaç genç şair arkadaşla birlikte bir çerçeve içinde yayınlanmıştık.  Sonra bir dönem, şiir yayımlamadı. Ama yazıp biriktiriyormuş. 1990 sonrası tekrar yayımlamaya, art arda kitaplar çıkarmaya başladı. Dört şiir kitabını topladığı “İncir Kuşu” toplam 136 sayfa.
Başlangıcından beri naif  bir şiir yazıyor Hasan Varol. Cansever: “İnsan yaşadığı yere benzer” demişti. Ben de; insan yazdığı şiire benzer, diyorum. İçtenlikli bir şairin farklı bir insan olması düşünülemez. Varol da içtenlikli bir şair.  J. Amado dememiş miydi: “Çocukluk şiirin anayurdudur.” Hasan Varol için de çok geçerli. Bütün şairler çocukluk yanlarını bir biçimde korumak zorundadırlar. Ama Varol sanki bütün olarak çocuk kalmış gibi. Bu durum onun psikodinamik açıdan oral dönem özellikleri taşıdığı, doğaya, anneye, sevgiliye, çevreye…

Söyleşi

Resim
Söyleşi - (…) Bu açıdan Yaz Dönemi ile  ulaştığınız aşama amaç sayılabilir mi?

Behçet Necatigil- Şiiri şiir yapan öğelerin başında kelimeyi kollayış geliyor, cümleyi değil. Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir. Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslûbuyla yazınız, fark etmez. Şiir bir iç dünya işi. İnsanın bir yerde artık kendi duvarları içine hapsolması beklenir.



- Ölçü ve uyak, şiirinizde hep önemli bir öğe olagelmiştir. Birçoklarının “sınırlanma” sakıncasına karşı ne düşünüyorsunuz?
- Ölçü ve uyak, şiiri dağınıklıktan kurtaran, bir düzene, disipline sokan olanaklar arasındadır. Bu şekilde bir sınırlama, şiiri plastik bir görünüşe de götürebilir. Bizden, Batı’dan bildiğim güzel, yüce şiirler ölçüyü, uyağı boşlamamış şiirlerdir. Bağnazlık, saplantı derecesinde olmamak şartıyla ölçü, uyak yararlıdır diyorum.
- Olayları düpedüz konu edinen şiir mi, yoksa insanda-varsa- değişmez olanı yakalayan şiir mi daha kalıcı olur?
- Bence ikincisi…